TEKİRDAĞ ŞEHRİ HAKKINDA GENEL BİLGİ VE TANITIM

Tekirdağ, Türkiye'nin bir ili ve en kalabalık yirmi üçüncü şehri. 2015 itibarıyla 937.910 nüfusa sahiptir. Marmara Bölgesi'nin Trakya yakasında bulunur; doğuda İstanbul, güneyde Marmara Denizi ve Çanakkale, batıda Edirne, kuzeyde Kırklareli ve kuzeydoğuda Karadeniz ile çevrilidir. 2012 yılında nüfusu 750.000'i geçen 14 adet il TBMM'de kabul edilen kanun ile büyükşehir statüsü kazandığı için Türkiye'nin 30 büyükşehrinden biridir.
30 Mart 2014'te yapılan yerel seçimlerin ardından resmen büyükşehir belediyeciliği ile yönetilmeye başlamış; hizmet sahası 6.313 kilometrekare olarak tüm il sınırlarıdır. Bu kanunla 3 adet yeni ilçe kurulmuştur.
Bunlar; Süleymanpaşa, Kapaklı ve Ergenedir. Bu ilçelerle birlikte toplam ilçe sayısı on birdir.



Tekirdağ Tarihçe:
Tekirdağ’ın Tarihi ve Coğrafi Yapısı
Tekirdağ'da insan yerleşimi ile ilgili en eski kalıntılara Karansıllı köyü dolaylarındaki Yatak, Kuştepe ve Malkara yakınlarındaki Balıtepe adlı buluntu yerlerinde rastlanmıştır. Bunlar Alt Paleolitik Çağ'a ait aletlerin bulunduğu açıkhava buluntu yerleridir. Tipolojik olarak bir milyon yıl ile 250 bin yıl önceleri arasına tarihlenebilirler. Tekirdağ'ın hemen doğusunda bulunan Menekşe Çatağı ise Kalkolitik Çağ'dan Helenistik Dönem'e kadar yerleşilmiş bir buluntu yeridir.

Tekirdağ'ın eski tarihi Trakya'daki diğer illere paralellik gösterir; ilk olarak Traklar tarafından iskan edilen bölge, Makedon, Pers, Roma ve Bizans egemenliğinin ardından 1357'de I. Murat tarafından fethedilerek Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1703 yılında Avusturya İmparatorluğu'na karşı bağımsızlık mücadelesi veren asi Macar prensi Rakoczi'ye de ev sahipliği yapmış olan Tekirdağ, Osmanlı döneminin sonlarında Edirne vilayetine bağlı bir sancak merkezi idi. 93 Harbi'nde (1878) Rus, Balkan Harbi'nde (1912) Bulgar ve I. Dünya Savaşı'ndan sonra (1920-1922) Yunan işgali yaşayan il, Kurtuluş Savaşı ile gelen zaferin ardından 13 Kasım 1922 tarihinde kalıcı olarak Türk topraklarına katıldı.

Antik dönem

W.R.Shedard tarafından 1923 yapılan antik yerleşim yerleri haritasında Bisanthe ve Heraeum (Herion Teikhos) isimleri görülebilinir
Tekirdağ'ın bu dönemine ait buluntular çeşitli Trak tümülüsleri ile Bisanthe ve Heraion Teikhos antik kentleridir. Dönem boyunca bölgede Trak boyları ve Marmara kıyılarında Yunan koloniciler etkili olmuştur.

Bölgedeki (yalnızca Tekirdağ merkez) tümülüsler şunlardır;


Trak Kralı Kersepleptes, Tekirdağ Müzesi
*Karaevlialtı Höyüğü: Harekkattepe tümülüsü olarak da bilinir. Heraion Teikhos antik kentinin yakınında denizden 150m içerde yer alır. Tekirdağ-İstanbul karayolu kıyısında yer alan höyük, 1957'deki yol çalışmaları nedeniyle önce zarar görmüş, daha sonraki yıllarda planlanan yol genişletme çalışmaları neticesinde daha fazla zarar görmesin diye, hızlı bir kurtarma kazısı faaliyetine girilmişitir. Bir mezar olan bu yapı Odris krallarından, Kersepleptes'e aittir. Erguvani bir elbiseyle gömülen kralın mezarında meşe ve sarmaşık çelenklere rastlanılmıştır. Buluntular Tekirdağ Arkeoloji ve Etnografya Müzesinde görülebilinir

Menekşe Çatağı Höyüğü: Batı ve doğu diye ikiye ayrılan höyüğün, batı kısmında yapılan kazılarda Toptepe Kültürüne ait M.Ö.4300'lere yani Orta Bakır Çağa denk gelen buluntulara rastlanmıştır. Höyüğün İlk Tunç Çağ boyunca kullanıldığı ve Troya1 ile benzer kapaklara ve Troya2'ye ait nesnelere ulaşılmıştır. Bu tabakanın üzerinde Erken Demir Çağında (M.Ö. 1200) ait bir tabaka bulunmuştur. Doğu Menekşe Çatlağında ise yine benzer dönemlere ilişkin bulgular elde edilmiştir. Erken Demir Çağına ait hayvan adakları ve kerpiç kalıntılara ulaşılmıştır. M.Ö 2yy. kadar kullanıldığı sanılan bir tapınak kalıntısıda Doğu Menekşe Çatağından tespit edilmiştir.

Naip Tümülüsü, tahminen Kral Kersepleptes'in oğlu Teres'e ait mezar odası, Tekirdağ Müzesi
Naip Tümülüsü Diğer ismi Kızlarhöyük olan tümülüste kazılara Tekirdağ Müzesi 1984 yılında başlamıştır. M.Ö.325-320 yıllarına tarihlenen mezarın Kersepleptes'in oğlu Teres'e ait olduğu düşünülmektedir.
Tekirdağ, merkezde yer alan başlıca antik kentler deniz kıyısında olmakla beraber 2 tanedir.

Bisanthe: Bisanthe, Panion daha sonraki yıllarda ise Banados olarak bilinen yerleşim yeri araştırmalara göre, Tekirdağ merkeze bağlı Barbaros beldesidir. Sisamlı koloniciler tarafından M.Ö. 550 yılı civarında kurulan şehir, için Odris krallarından Seuthes kendi toprakları içinde yaşanacak deniz kıyısındaki en güzel yer olarak tarif eder.
Heraion Teikhos: Karaevlialtı mevkiinde yeralan antik kent, M.Ö.2000'den, Bizans dönemine kadar kullanılmıştır. Adı " Hera'nın Surları" anlamına gelen şehrin aslında birr Trak yerleşimi yeri olarak kurulduğu, M.Ö. 8-7yy döneminde Hera kültünün önemli bir merkezi sayılan Sisam adasında gelen göç dalgasından etkilendiği düşünülüyor. Tespit edilen başlıca yapılar, bir kale, sağlık tanrısı Asklepios'a adanan tıp merkezi, çok sayıda sayıda tanrı ve tanrıçaya tapılan bir tapınak kompleksi ve helenestik devre ait mezarlardır.

Roma dönemi
Roma imparatorluğunun önemli karayollarından Egnatia Yolu'nun geçtiği bölge, özellikle Doğu Roma İmparatorluğu döneminde başkent Konstantinopolis'in tahıl ihtiyacını bir kısmını karşılıyordu. Bu dönemin önemli kentleri Resisto (Tekirdağ) ve artık Bisanthe olarak değil de Panion (Barbaros) olarak adlandırılan kentlerdir. Panion kenti bunun yanında, Doğu Roma döneminde bir ara Theodosiopolis olarak isimlendirilmiştir.

Plinius'un M.S. 1.yy'da Resisto/Resisthon olarak andığı Tekirdağ şehri, Prokopius tarafından Rhaidestos/Rhaedestos şeklinde kayda geçer. İmparator Justinyen tarafından 6.yy restore edilen kent, dönem dönem Balkanlardan gelen akıncılar tarafından yağmalanır. Bulgarlar tarafından 813 ve 1206 yıllarında yapılan yıkımlar buna örnektir. Bölgede yapılan 1206 yılındaki Bulgar-Latin savaşı adını kentten alır: Rodosto Savaşı

Osmanlı dönemi

Marmara Denizi ve çevresini gösteren haritada "Rodosto" ve "Tekkuir Dag"(Tekir Dağ) isimleri belirtilmiştir, 1785
Çimpe Kalesinin alınmasıyla Avrupa Kıtasına ayak basan Osmanlılar, Tekirdağ'ı ilk kez Orhan Gazi döneminde 1357'de şehzade I. Murad ile fethederler. Bizans'ın kenti tekrar alması sonrasın da ise I. Murad bu kez padişah olarak 1367 yılında şehri 2.kez fethetmek zorunda kalır. Tekirdağ fethi sırasında 9 mahalleye sahip iken, kent Osmanlı dönemi boyunca gelişerek 17. yüzyılda 22’si Müslüman, 2'si Ermeni ve 6'sı Rum mahallesi üzere 30 mahalleli bir hale gelmiştir. Şehirdeki Ermeni mahalleleri özellikle Celali isyanları sebebiyle Anadoludan göç ettirilen Ermenilerce kurulmuştur.

Doğu Trakyanın, 93 Harbi (1877-1878) ile Ruslar, 1. Balkan Savaşı (1913) ile Bulgarlar tarafından işgal edilen Tekirdağ, son olarak 20 Temmuz 1920 'de Yunanlar tarafından işgale uğrar. Bu işgal 13 Kasım 1922'de Türk ordusunun kentte girmesine kadar sürmüştür.

Cumhuriyet dönemi
Kurtuluş Savaşı sonrası 20 Ocak 1921'de çıkarılan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu gereğince Tekirdağ il olmuş. Fakat Tekirdağ'ın il merkezi olarak ilanı 15 Ekim 1923 tarihinde gerçekleşmiştir. Bunun dışında bu dönem içinde söz edilmesi gereken bir olayda; Harf Devrimi neticesinde yurt genelinde sembolik yazı dersleri vermeye başlayan Atatürk, 23 Ağustos 1928'de Tekirdağ'a gelip bir yazı dersi vermesidir. Bu günü anmak amacıyla her 23 Ağustos, merkez ilçe olan Tekirdağ'da "Harf İnkılabı Yıldönümü Kutlamaları" adı altında kutlanır. Ayrıca kenttin etnik yapısında değişikliğe yol açan Lozan Mübadelesi ve 1934 Trakya Olayları yine bu dönem içinde gerçekleşmiştir.

2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı kanun ile Tekirdağ'da sınırları il mülki sınırları olan büyükşehir belediyesi kuruldu ve 2014 Türkiye yerel seçimlerinin ardından büyükşehir belediyesi çalışmalarına başladı


Tekirdağ Etimoloji:
Tekirdağ Adının Hikayesi
Tekirdağ ismini nereden aldı?
Tekirdağ Adının Kaynağı
Tekirdağ Adı Nereden Geliyor?
Tekirdağ Adı Nereden Gelmektedir?
Tekirdağ adının isminin tarihi
Tekirdağ adının isminin efsanesi
Tekirdağ isminin adının Kökeni
Tekirdağ isminin Kaynağı
Tekirdağ, Bizans döneminde Βισανθη (Bisanthe) ve sonraları Ρωδοστο (Rodosto) adıyla anılmıştır. Kenti ele geçiren Türkler, şehre önceleri Rodosçuk, 18. yüzyıldan itibaren de Tekfur Dağı demeye başlamışlardır. Tekfur Ermeniceden alıntı bir sözcük olup Osmanlı Türkçesinde Hıristiyan hükümdarlara verilen bir sandır. Aslı tagovar, anlamı ise taç taşıyandır. Cumhuriyetin ilanından sonra tekfur sözcüğü atılarak yerine sesçe benzeşen tekir getirilmiştir.

Eski yaygın tarihi kabul, Tekirdağ'ı bir Yunan kolonisi olarak kurulduğunu kabul eder. Sisam Adasından gelen kolonicilerin ilk olarak kurduğu şehir "Bisanthe" adıyla bilinir. Bu ad ile bizans kelimesi arasındaki benzerlik dikkat çekicidir. Bu isim kent, Trak kökenli Odris Krallığı yönetimi altına girdiğinde de kullanılmıştır. Bu görüşü kabul edenler Roma İmparatorluğu döneminde şehrin "Rhaedestos" olarak yeniden adlandırıldığını öne sürer. Fakat Bisanthe şehrinin, Tekirdağ merkezde değil, merkeze bağlı Barbaros beldesinde olduğunu savunan yeni görüşler de vardır. Pliny adıyla da bilinen Romalı tarihçi Gaius Plinius Secundus, Bisanthe şehrinden ve bu şehirden ayrı "Resisto" adında başka bir şehirden söz eder. Bu doğrultuda Bisanthe ismini değil de Resisto/Resisthon adı Tekirdağ'ın bilinen ilk ismi olarak kabul edilebilinir.

Önceleri Roma kökenli Rhaedestos ismi ile anılan şehir, Doğu Roma İmparatorluğu dönemine denk gelen Ortaçağ boyunca bu isimde gelen "Rodosto" adı ile bilinir. Osmanlılarda şehri ilk aldıklarında yine bu ismimden türetilmiş "Rodosçuk" ismini kullanır. Ama daha sonra şehir "Tekfurdağı" ismi ile anılmış, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında ise
kentin güneybatısında yer alan Tekir Dağı vesilesiyle şehrin adı "Tekirdağ" olarak resmileştirilmiştir.


Tekirdağ İklimi:
Tekirdağ, genel nemlilik indislerine göre bulunan hidrografik bölgelerden yarı nemli iklim tipi içine girmektedir. Yağış rejimi bakımından Akdeniz yağış rejimi kategorisinde bulunmaktadır. Akdeniz İkliminin etkileri görülen Tekirdağ sahil şeridinde yazlar sıcak, kışlar ılıktır. Ergene havzasını içine alan kıyı ardı şeridinde, daha ziyade kara iklimi hâkimdir. Toprağa düşen yağış türü genellikle yağmur olup, kar yağışı azdır. İklimin mutedil oluşu ziraatın yapılmasını kolaylaştırır. Tekirdağ’da ortalama olarak en az yağış Ağustos, en fazla Aralık aylarında görülür. Şarköy-Kumbağ arasındaki kıyı şeridi Akdeniz iklimi karakterindedir. Bu özelliği, kuzeyinin kıyıya paralel uzanan dağlarla kaplı olmasından ve denizin ılıtıcı etkisinden ileri gelmektedir. İç kesimler kara ikliminin etkisi altındadır. Özellikle kışın kuzey Avrupa ikliminin etkileri görülür. Bu bakımdan kendisine ait özel bir iklim tipi yoktur. Yazlar genellikle Akdeniz’de olduğu gibi kurak ve sıcaktır. Sibirya antisiklonu Balkanlar üzerinden buralara geldiğinden kışın kuru ve dondurucu soğuklar olur. İç kesimler Marmara’nın yumuşatıcı etkisinden yoksundur. Tekirdağ İl merkezinde sahil şeridinde Temmuz ayında 25 derecelik bir sıcaklık, Çorlu ve dolaylarında 26-30 derece civarındadır. Tekirdağ, yazın ve kışın çok rüzgarlıdır. Hakim ve sürekli rüzgar poyraz, ikinci önemli rüzgar lodostur. Orta Avrupa’da yüksek basınç olduğu müddetçe poyraz, Trakya ve Tekirdağ’da şiddetli eser. Basınç azaldığında poyraz yalnız gündüzleri eser ve meltem karakterini kazanır. Lodos Trakya’ya Meriç vadisinden girdiği için Çorlu gibi iç kesimlerdeki ilçelerde çok eser. Tekirdağ ve sahil şeridinde sık fakat kısa sürelidir. Mart, Nisan ve Mayıs aylarındaki esintileri yağmur getirir.

TEKİRDAĞ Türkiyedeki Konumu