BALIKESİR ŞEHRİ HAKKINDA GENEL BİLGİ VE TANITIM

Balıkesir, Türkiye'nin bir ili ve en kalabalık on yedinci şehri. Marmara Bölgesi'nin Güney Marmara Bölümü'nde, topraklarının bir kısmı ise Ege Bölgesi'nde yer alan ilin hem Marmara hem de Ege Denizi'ne kıyısı bulunur. Türkiye genelinde ise iki deniz ile komşu olan sadece 6 il vardır. İl, Kuzeybatı Anadolu'da bulunmaktadır. Doğusunda Bursa ve Kütahya illeri, güneyinde Manisa ve İzmir illeri ve batısında Çanakkale ili vardır. Ayvalık ilçesinden de Yunanistan'ın Midilli Adası'na komşudur. Büyükşehir statüsünde olan Balıkesir ili, 20 ilçeden oluşmaktadır. Yüzölçümü bakımından en büyük 13. il, 2014 nüfus sayımına göre de 1.189.057 kişiyle Türkiye'nin en kalabalık 17. ilidir.

Tarihte genellikle Misya ve Karesi adlarıyla bilinen Balıkesir yöresi, zamanla Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu, Karesi Beyliği ve Osmanlı egemenliğinde kalmıştır. Temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olup bamya, börülce, kavun, zeytin, zeytinyağı, kelle peyniri gibi zirai ürünleri ile ayrıca daha çok yerli turizmde öne çıkan sahil kasabalarıyla meşhurdur. Yağcıbedir halısı, kolonyası, kaymaklısı, kozak üzümü, ayvalık tostu, saçaklı mantısı ve höşmerimi diğer bilinen yöresel ürünleridir.

Türk Silahlı Kuvvetleri Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın ilk jet üssü olan 9. Ana
Jet Üs Komutanlığı ile 6. Ana Jet Üs Komutanlığı Balıkesir'de bulunmaktadır.


Balıkesir Tarihçe:
Balıkesir’in Tarihi ve Coğrafi Yapısı
Balıkesir genelindeki pek çok höyük, mağara ve düz yerleşim yerlerinde yapılan araştırmalarda bu topraklara MÖ 8000-3000 yılları arası yerleşildiği ortaya çıkmıştır. Havran'a 8 km. mesafedeki İnboğazı mağaralarında Paleolitik, Neolitik ve Kalkolitik devirlerinden kalma kalıntılar bulunmuştur. Babaköy (Başpınar) kazılarında, Yortan mezarlığında, Ayvalık Dikili yolu üzerindeki Kaymak Tepe'de Bakır Çağı'na ait kalıntılar ve yerleşim yerleri bulunmuştur. Bu bölgede ilk defa adı geçen şehir Agiros (Achiraus)'dur. Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra bölgede Karesi Beyliği kurulmuş, ardından bölge Osmanlı Devleti'nin eline geçmiştir.

Antik çağlar


Yeşil ile gösterilen yer Misya
Balıkesir'in bulunduğu bölgenin adı eski çağlarda Misya'dır. Bu kelimenin Lidya dilindeki anlamı Kayın Ağacı 'dır. Bölgenin sınırları zamanla çeşitli değişikliklere uğramış olup, kuzeyde Marmara Denizi, batıda Çanakkale Boğazı ve Ege Denizi, doğuda Atranos Çayı ve güneyde de Lidya ile çevrilmiştir. Keşiş Dağından itibaren Marmara Denizi sahilini takiben Çanakkale Boğazı'na kadar olan kısıma Küçük Misya, geri kalan kısma ise Büyük Misya denilmiştir. Büyük Misya; Pergam (Bergama), Adramitiyum (Edremit), Arjiza (Balya-Pazarköy), Assos (Behramkale), Teruvad (Truvada), Gargar, Antandos (Avcılar civarı), Belodos (Dursunbey) ve Adriyanatere (Balıkesir) şehirlerinden oluşmaktadır. Küçük Misya ise Sizik (Belkız), Lâmpesak (Lapseki), Perkot (Bergoz), Abidus, Milotopolis (Mihaliç), Apoloni, Periyapos (Kara Biga), Pemaninos (Eski Manyas), Artemea (Gönen), Zeleya (Sarıköy), Artas (Erdek) ve Panormos (Bandırma) şehirlerinden oluşmaktadır.

MÖ 3000-1200 yılları arasında bu bölgede farklı diller konuşan Pelasg ve Leleg kolonileri kurulmuştur. Bu bölgede yaşayan Misyalıların soyu da Pelasglardan gelmektedir. Misyalılar bu bölgeye geldiklerinde Bitinyalıları yendikten sonra Misya'ya hakim olmuşlardır. Serbest yaşamayı sevdikleri için şehir kurmamışlardır.

MÖ 1120'lerde Hitit kralı IV. Tuthalya devrinde, Misya Hitit egemenliğine girmiştir. Hititler bölge için Assuva adını kullanmıştır. MÖ 1200 yıllarında Akalar ile Troya arasında çıkan ve dokuz yıl süren Truva Savaşı'nda, başlarında Khromis ve bilici Ennomos bulunan Misyalılar Troya'yı destekleyerek Troya'nın egemenliğine girmişlerdir. Troya'nın dağılmasından sonra Misya, Lidya egemenliğine girmiştir. MÖ 546 yılında, Büyük Kiros ve halefleri zamanında Misya, Ahameniş İmparatorluğu'na dahil olmuştur. Büyük İskender MÖ 334 yılında Biga Çayı civarında Ahameniş İmparatorluğu ile yaptığı Granikos Savaşı'nı kazanarak Misya'yı ele geçirmiştir. Bu tarihten sonra Misya halkı paralı asker olarak ün kazanmıştır. O dönemde Mısır ordusunda bile Misya süvari birliği vardır. İskender'in ölümünden sonra kumandanları birbirleri ile savaşmıştır. Savaş sonunda Misya'yı Lisimakus ele geçirmiştir. O da Korupedyon Savaşı'nda I. Selevkos Nikator tarafından öldürülmüştür. Misya, Nikator'un eline geçse de Lisimakus'un emrinde çalışmış Paflagonyalı Fletairos, Bergama'yı ele geçirmiş, Misya'ın bir kısmına da egemen olmuştur. Fletairos'dan sonra yeğeni I. Eumenes geçmiştir. MÖ 278 yıllarında Galyalılar Misya'ya gelmiştir. I. Eumenes'den sonra Bergama Krallığı'nın başına geçen I. Attalos, Misya'nın geri kalan kısmını da ele geçirmiştir. Bergama Krallığı egemenliğinde Misya ekonomik yönden rahat bir dönem yaşamıştır. MÖ 133 yılında Misya, Bergama kralı III. Attalos'un vasiyeti ile Roma İmparatorluğu hakimiyetine geçmiştir.

Roma ve Bizans dönemi
Misya Roma egemenliğine girdikten sonra MÖ 133 yılında konsül Manius Aquillius tarafından Roma'ya bağlı Asya Eyaleti kurulmuş ve Misya'nın bir kısmı bu eyalete bağlanmıştır. Romalılar Misya'yı, uzun süre vergi ve kölelikle sömürmüş, baskı altında tutmuşlardır. Bunlara karşı halkın da desteklediği Pontus kralı VI. Mithridates'in başlattığı hareket başarılı olduysa da çok uzun sürmemiş ve MÖ 85 yılında bölge tekrar tamamen Roma idaresine girmiştir.

Kavimler Göçü'nün etkisi nedeniyle M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu doğu ve batı diye ikiye ayrılmış ve Misya yeni kurulan Doğu Roma İmparatorluğu'un yani Bizans'ın egemenliğine girmiştir. Misya topraklarının büyük bir kısmı Bizans egemenliği döneminde Opsikion Theması'nda yer almıştır. 675 yılında İstanbul Kuşatması sırasında Araplar, Misya'ya saldırmışlardır. 716-718 yıllarındaki İkinci İstanbul Kuşatması'nda Suriye sahillerinden hareket eden Araplar, Bergama ve Edremit yörelerini yağmalamışlardır.

Selçuklular dönemi
1015 yılından itibaren Selçuklu Türkleri, Bizans İmparatorluğu egemenliğindeki Anadolu'da görülmeye başlamıştır. 1048 tarihli Pasinler Muharebesi ile Türklerin Anadolu'ya yaptığı akınlar hız kazanmıştır. 1071 tarihli Malazgirt Meydan Muharebesi'den sonra da Türkler Anadolu'ya yerleşmeye başlamışlardır. Kutalmışoğlu Süleyman Şah, İzmit çevresi ve Marmara sahillerinde Malazgirt Meydan Muharebesi'nden dört yıl sonra 1075 yılında İznik merkezli Anadolu Selçuklu Devleti'ni kurmuştur. 1076 yılında da Misya'nın şehirlerinden Sizik ve Edincik'i ülkesine ilhak etmiştir. 1081 yılında Türkler nehir yolu ile Apollonia (Gölyazı)'ya gelen bir Bizans birliğini yok etmişlerdir. Fakat başka bir Bizans birliği Sizik ve Poimanenon (Manyas)'ı Türklerden geri almıştır. 1085 yılında Süleyman Şah doğudayken, ona bağlı emirlerinden biri olan İlhan Bey, kısa bir süre önce ellerinden çıkmış olan Sizik, Apollonia, Poimanenon ve Edincik'i geri almıştır.

1086 yılında Süleyman Şah'ın Halep'i kuşatması üzerine kardeşi Melikşah tarafından görevlendirilen Tutuş, Ayn Seylam (Ayn Selm veya Aynı Salem) mevkiinde Süleyman Şah'ı yenmiş, bunun üzerine Süleyman Şah, 5 Haziran 1086 tarihinde intihar etmiştir. Ardından vezir Ebu'l-Kasım devletin başına geçmiştir. Sizik'i üst edinerek Marmara sahillerinin hakimi olmuştur. 1090 yılında I. Aleksios Komnenos'un Eufuryanis Alexaders'ı göndermesiyle bölgede savaşlar olmuştur. Ebu'l-Kasım, Gemlik'i alarak burada gemiler yaptırmaya başlasa da burası Bizans'ın eline geçmiştir.

Ebu'l-Kasım'dan sonra Anadolu Selçuklu Sultanı olan I. Kılıç Arslan, Marmara kıyılarını ve Edremit Körfezi'ne kadar olan kısmı ülkesine ilhak etmiştir. Kılıç Arslan'ın kayınpederi İzmir Beyi Çaka Bey ise Edremit'den Abydos'a kadar olan kıyılar ile Sakız ve Midilli Adası'nı ele geçirmiştir. Fakat verilen bir ziyafette Kılıç Arslan tarafından öldürülmüştür. Kılıç Arslan, bölgeyi 1099 yılında gelen Haçlılar'a karşı savunmuştur. 1107 yılında Kılıç Arslan ölünce Türkler Batı Anadolu'dan çekilmek zorunda kalmştır. Misya'yı yeniden ele geçiren Bizanslılar, Marmara sahillerinde bulunan bütün Türkmenlere savaş açmışlardır. 1115 yılına kadar bölgede Türk-Bizans çekişmesi yaşanmıştır. 1175 yılında Eskişehir ovasında toplanan 100.000 çadır Türkmen'in bir kısmı bu bölgeye gelmiştir. 1206 yılında Türkmenler Misya kentlerine akın etmeye başlamış ve Bizans ahalisi bölgeyi terk ederek Türkmenler bölgeye yerleşmiştir. 1237 yılında II. Gıyaseddin Keyhüsrev, Misya'daki uç beylerini teftiş etmiştir. 1280'li yıllarda, daha sonra Karesi Beyliği'ni kuracak olan ve soyu Danişmend Gazi'den gelen Karesi Bey, babası Kalemşah ve büyük bir Türkmen grubu Misya'ya gelmiştir. Bunların yanında Germiyanoğlu Yakup Bey de vardır.

Karesi Beyliği dönemi


Karesi Beylik türbesi
Kara İsa adıyla da bilinen Karesi Bey, muhtemelen 1296–1297 yıllarında Erdek, Biga, Edremit, Bergama, Çanakkale hariç büyük Misya sahasını Germiyan kuvvetlerinin desteğiyle ele geçirmiştir. 1306 yılında (bu tarih kesin değil) bir grup Türkmen, Ece Halil önderliğinde Trakya üzerinden Karesi topraklarına gelmiştir. Karesi Bey'den sonra yerine oğlu olan Aclan Bey'in geçtiği söylense de Aclan Bey'in kimliği henüz netlik kazanmamıştır. Aclan Bey'in oğlu olduğu düşünülen Demirhan Bey hükümdar olduğu dönemde kardeşi Yahşi Bey de Bergama taraflarını yönetmektedir. Diğer kardeşi Dursun Bey ise Osmanlı hükümdarı Orhan Gazi'ye sığınmıştır. Dursun Bey, Orhan Gazi'ye Karesi Beyliği'ne saldırırsa Balıkesir, Edincik ve Bergamayı vereceğini ve kendisinin sadece Kızılca Tuzla ile Makhram'ı alacağını söylemiştir. Makhram denilen yer ise Makhramion yani Behram Kale batı yakınında, Strabon'un andığı Tragasai Tuzlası'dır. Bu teklifin üzerine Orhan Gazi, Dursun Bey ile birlikte Balıkesir'e doğru gelmiştir. Orhan'ın hareketini duyan Demirhan Bey, Balıkesir'den Bergama'ya kaçmıştır. Burada Dursun Bey kaleden atılan bir ok yüzünden ölmüştür. Karesi'nin Osmanlı'ya ilhakı 1361 yılında Çanakkale'nin alınmasıyla tamamlanmıştır. Karesi ümerâsı, Osmanlı egemenliğine geçtikten sonra Orhan Bey'in oğlu Süleyman Gazi'ye Rumeli'ye geçişinin gerek hazırlık döneminde gerekse icraat sırasında yardım etmişler ve destek olmuşlardır.

Osmanlı Devleti dönemi
Karesi Beyliği'nin tarih sahnesinden çekilişi ve yerini henüz devlet olma aşamasında bulunan Osmanlı Beyliği'ne bırakışı, ileride güçlü bir devlet hâline gelecek olan Osmanlılar için askeri ve siyasi genişleme açısından önemli bir adım olmuştur.


Bigadiç, Erdek, Bandırma ve Balıkesir'de deprem olduğuna dair mahallinden gönderilen 19 Nisan 1898 tarihli telgraf.
Karesi, Osmanlı'ya ilhak olduktan sonra müstakil bir sancak yapılıp yönetimi Süleyman Gazi'ye verilmiştir. Yıldırım Bayezid, Saruhanoğulları Beyliği'ni 1390'da ele geçirdikten sonra Saruhan ve Karesi'yi birleştirerek oğlu Ertuğrul'a vermiş, daha sonra buranın yönetimine Bayezid'in oğullarından bir diğeri olan İsa Bey getirilmiştir. Bir süre sonra Saruhan ve Karesi tekrar ayrılmıştır. 1393 yılında Karesi Sancağı, aynı yıl kurulan Anadolu Eyaleti'ne bağlanmıştır. 1402 tarihli Ankara Muharebesi'nde Karesi kuvvetleri, Osmanlı büyük ordusunun sağ kolunda bulunmuştur. Yenilginin ardından Balıkesir'in bulunduğu bölge Timur ordusunun saldırılarına maruz kalmıştır. Timur'un kendilerine bağımsızlık verdiği öteki beylikler gibi Karesi Beyliği, yeniden bir canlanma dönemi yaşamamıştır.

Anadolu'nun genelinde yaşanan kıtlık, 1494 ile 1503 yılları arası Balıkesir genelinde de yaşanmıştır. 1525 yılından 1527 yılına kadar 3 mahsul yılında çekirge felaketi yaşanmıştır. 21 Eylül 1577 (H. 8 Recep 985) tarihinde ise bu yörede çok şiddetli bir deprem olmuştur. 1596'dan 1610'a kadar olan dönemde, Anadolu'daki Celali isyanları sonucu doğudan batıya doğru göç eden yörüklerin bir kısmı Balıkesir yöresine gelmiştir. 1816 yılına gelindiğinde Karesi Sancağı, Anadolu Eyaleti'nden ayrılarak kurulan Hüdavendigâr ve Kocaeli Eyaleti'ne bağlanmıştır. Ardından 1841 yılında, bu eyaletin yenilenmesiyle kurulan Hüdavendigâr Eyaleti'ne bağlanmıştır. Bu arada 1821 yılında Ayvalık Rumları, Yunan İsyanı'na katılmışlardır. Bunun üzerine Balıkesir Mutasarrıfı, bölgedeki konar göçer aşiretleri Rumların üzerine salmıştır. Bu aşiretler içinde en büyüğü başlarında Davasoğlu isimli biri bulunan Kepsut Çepnileri'dir. Ardından isyan bastırılmıştır.

1845 yılında Karesi ile Saruhan Sancağı'nın birleşmesiyle yeni bir eyalet kurulsa da bu eyalet 1847 yılında kaldırılmış, Karesi yeniden Hüdavendigâr Eyaleti'ne bağlanmıştır. 1867 yılında Hüdavendigâr, vilayet olmuştur. Karesi, 1881–1888 yılları arasında vilayet olmuştur. 29 Ocak 1898 tarihinde Balıkesir'de çok şiddetli bir deprem olmuştur. 1909 yılında Karesi, bağımsız bir sancak olmuştur.

Kurtuluş Savaşı dönemi
O yeşil toprağın ey yüzler ağartan Karesi,
Şimdi binlerce şehîdin kanayan makberesi.
Sana hasret kalan evlâdın için dünyâda
Varsa kahrolmadan ârâm edecek yer, neresi?
Hani gök kubbenin altında görülmüşmü eşin?
Dağların bağ, hele vâdilerin altın deresi!
Ey benim her taşı bir ma'bed-i iman yurdum,
Seni er-geç bana mutlak verecek ma'budûm!.

—Mehmet Âkif Ersoy, 30 Haziran 1922
(1338), Yeni Gün Gazetesi.
I. Dünya Savaşı'ndan sonra Yunanlar, 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir'i zapt etmişlerdir. Ertesi gün bu haber telgraf ile Balıkesir'e de ulaşmıştır. 17 Mayıs günü Balıkesir şehrindeki Alaca Mescit'te toplantı yapılmasına karar verilmiş ve ertesi gün burada Vehbi (Bolak) Bey önderliğinde 41 kişiden oluşan Balıkesir Redd-i İlhak Cemiyeti kurulmuştur. Yunan orduları, 29 Mayıs 1919 tarihinde Ayvalık taraflarına küçük bir çıkarma yapmışlardır. 26-31 Temmuz ve 16-22 Eylül tarihlerinde I. ve II. Balıkesir Kongreleri düzenlenmiş ve bölgede Kuva-yi Milliye birlikleri kurulmuştur. 22 Haziran 1920 tarihinde Yunan orduları Soma-Akhisar cephesine karşı taarruza geçmiştir. Bu cephenin dağılmasının ardından Yunan orduları, 30 Haziran 1920 tarihinde hem Balıkesir şehrini hem de Bigadiç'i ele geçirmişlerdir. 18 Eylül 1922 tarihinde Erdek'in de Yunan işgalinden kurtulmasıyla Balıkesir tamamen Türklerin eline geçmiştir. Bilinenin aksine Büyük Taarruz; İzmir'in değil Erdek'in kurtuluşu ile sona ermiştir.

Cumhuriyet dönemi

1923 yılında Karesi ilinin ilçeleri. O dönemde, 8 ilçe bulunmaktaydı. Yenice ilçesi de Balıkesir'e dahildi.
1923 yılında bütün sancakların il olmasıyla Karesi ili kurulmuştur. 1926 yılında ilin adı Balıkesir olmuştur. 15 Kasım 1942 tarihinde Balıkesir'de 7 şiddetinde deprem olmuştur. Bu depremin sonucunda büyük can ve mal kaybı yaşanmıştır. 1980 İhtilali sonucu 12 Eylül 1980 günü sabah saatlerinde ilde sıkı yönetim başlamış, 19 Temmuz 1984 günü saat 17.00'de sona ermiştir. İlde yaşanan önemli olaylardan biri de Susurluk Kazası olayıdır. 3 Kasım 1996 tarihinde Susurluk ilçesinin Çatalceviz mevkiinde meydana gelen bu olay Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli skandallarından biridir. 17 Ağustos 1999 depreminden sonra dönemin Kandilli Rasathanesi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, 19 Ağustos günü Marmara'da yeni bir depremin olabileceğini söylemesi üzerine aynı gün Balıkesir valisinin talimatı ile Balıkesir'de evler boşaltılmıştır. Balıkesir, 2014 Türkiye yerel seçimlerinin ardından büyükşehir olmuştur.

Coğrafya

Yüzölçümü 14.299 km² olan Balıkesir'in toprakları 39,20° - 40,30° Kuzey paralelleri ve 26,30° - 28,30° Doğu meridyenleri arasında yer alır. Kuzeybatı Anadolu'da bulunan il, doğuda Bursa ve Kütahya illeri, güneyde Manisa ve İzmir illeri ve batıda Çanakkale ili ile komşudur. İlin kuzey yöndeki en uç noktası güneydekine 175 kilometre, doğu yöndeki en uç noktası bastısındakine 210 kilometre uzaklıktadır.

İlin topraklarının büyük bir kısmı Marmara Bölgesi'nde, geri kalan kısmı da Ege Bölgesi'ndedir. Hem Marmara hem de Ege Denizi'ne kıyı bulunmakta olup Türkiye genelinde iki deniz ile komşu olan 6 ilden biridir. 290,5 km'lik kıyı bandının 115,5 km'si Ege Denizi'de, 175 km'si de Marmara Denizi'ndedir.

İlin Ege Denizi'nde Ayvalık Adaları olarak bilinen 22 adası, Marmara Denizi'nde de Marmara Adaları olarak bilinen adaları vardır. Ovaların başlıcaları ise Gönen Ovası, Manyas Ovası, Balıkesir Ovası ve Körfez Ovaları'dır. Önemli gölleri Manyas ve Tabak Gölü'dür. Önemli akarsuları Susurluk Çayı, Gönen Çayı, Koca Çay, Havran Çayı, Simav Çayı, Atnos Çayı, Üzümcü Çayı ve Kille Deresi'dir. İlin düzlük yerleri olduğu kadar dağlık kısımları da vardır. İlin en yüksek noktası 2089 metre ile Dursunbey ilçesinde bulunan Akdağ tepesidir. Karadağ, Edincik Dağı, Kapıdağ, Sularya Dağı, Keltepe, Çataldağı, Alaçam Dağları, Madra Dağları, Kaz Dağı ve Hodul Dağı, ilin önemli dağlarıdır.

Ormanlar, ilin topraklarının % 31'ini kaplamaktadır. Bu değer il arazisinin % 45'ine tekabül etmektedir. İlin arazisinin %32'si kültür arazisi, % 8'i çayır ile mera ve %15'i kullanılmayan arazidir. Genel olarak ormanlarda karaçam, kızılçam, kayın, gürgen, meşe, söğüt, ılgın, çınar ve zeytin ağaçları vardır. Kuşcenneti Millî Parkı'nda ve Kazdağı Milli Parkı'nda çeşitli kuş türleri vardır. İlin iki denize kıyısı bulunduğundan balık türlerinde çeşitlilik görülür.
Kazdağı göknarı ilde yetişen ve koruma altına alınmış endemik bitkidir.



Etimoloji:
Balıkesir Adının Hikayesi
Balıkesir ismini nereden aldı?
Balıkesir Adının Kaynağı
Balıkesir Adı Nereden Geliyor?
Balıkesir Adı Nereden Gelmektedir?
Balıkesir adının isminin tarihi
Balıkesir adının isminin efsanesi
Balıkesir isminin adının Kökeni
Balıkesir isminin Kaynağı
Balıkesir, adını günümüzde ikiye ayrılan eski merkez ilçesinden almaktadır. İlin eski adı Karesi olup 24 Ekim 1926 tarih ve 4248 sayılı Kararname ile Balıkesir olmuştur. Balıkesir kelimesinin kökenine dair çeşitli rivayetler mevcuttur. Roma İmparatoru Hadrianus, Balıkesir şehri çevresinde sahip olduğu bir bölgede avcılık yaptığı için Adriyanutere lakabını almıştır. Ardından yine burada bir şato yaptırmıştır. Bu şatonun adı Paleo Kastro olarak bilinmektedir. Balıkesir adının bu kelimeden geldiği düşünülmektedir. Paleo Kastro 'nun anlamı ise Eski Hisar 'dır. Bazı kaynaklar Balıkesir kelimesinin Balak Hisar veya Balık Hisar kelimelerinden geldiğini söylemektedir. Eski Türkçede balık kelimesi şehir anlamına geldiği için Balık Hisar kelimesinin anlamı Hisar Şehri 'dir. Fakat Balıkesir il merkezinde hisar veya harabe yoktur. Ayrıca Balıkesir şehrinde Hisariçi Mahallesi bulunmaktadır. Bir rivayete göre bölgeye akın yapan Pers hükümdarı Balı-Kisra'dan gelmektedir. Bazı kaynaklara göre ise balı çok, güzel anlamına gelen Bal-ı Kesr kelimesinden türediği belirtilmektedir. Yeni ortaya atılan bir teze göre ise, Bağıkesir 'den geldiğine yöneliktir. Zira 17. yüzyıla değin şehir merkezinde en önemli tarım faaliyetinin
bağcılık olduğu Balıkesir kadı sicilleri ve tereke kayıtlarından doğrulanmaktadır.


İklim:
Balıkesir yıllık ortalama yağış tutarları 569 mm (Balıkesir) ile708 mm (Edremit) arasında değişmektedir. Ancak bu değerlerin rasat dönemleri içinde yıldan yıla önemli farklar gösterdiği tespit edilmiştir. Örneğin;. Balıkesir'de 1937-1990 yılları arasında yağış rasatlarında her yıla ait ortalama yağış tutarları incelendiğinde, mutlak maksimum 910 mm ile 1940 yılma rastladığı, mutlak minimum değerinin" ise 360 mm olarak 1957'de kaydedilmiştir. Yıllık yağış tutarları, dağ sıralarının uzanış yönü ve yüksekliğine bağlı olarak artış gösterir. İl genelinde platolar ve dağlık kesimlerde yağışın arttığını, toprak ve bitki örtüsünde görülen farklılaşma ortaya koymaktadır. Nitekim; yüksek relief üzerinde asit reaksiyon gösteren kahverengi orman topraklarının ve karaçam ormanlarının yaygın olarak bulunması bu kesimlerde yağışın arttığını gösterir. (Örneğin:Kaz Dağları’ nın doğu ve güney yamaçları) İlde aylık ve mevsimlik yağış tutarlarının yıl içerisindeki dağılışına gelince, yağışın bu açıdan göze çarpan ilk özelliği, yılı teşkil eden aylara ve mevsimlere dağılışının düzensiz olmasıdır. Gerçekten, ilde yağışların büyük bir kısmı kış mevsiminin etrafında toplanmıştır ve yıllık yağış tutarlarının yarısı veya yarısına yakın bir bölümü kış aylarında düşmektedir. Yaz aylarında düşen yağış ise son derece azdır. İlde en yağışlı ay Aralık, en kurak ay ise Ağustostur. Bu durum ilin yağış rejimi tipini ortaya koymaktadır. İlde yağış Eylül ve Ekim aylarındaki kısa süreli yağışlardan sonra artmaya başlar. En yüksek değere, Aralık ayında ulaşır. Ocak ve Şubat aylarından itibaren yağışlardaki azalma, Ağustos ayında minimum değere ulaşır. İlde yağışların yıllık dağılışında, yani yağış rejiminde kuvvetli bir benzerlik gözlenmekle birlikte, rasat istasyonlarının aylık ve mevsimlik yağış tutarları arasında, kıyılardan iç kısma doğru bir farklılık ve azalma görülmektedir. Rejimdeki uygunluk, yağışın mevsimlere göre dağılış oranlarında daha rahat olarak gözlenmektedir. Bu oranlara göre ilin her tarafında en yağışlı mevsim kış olmaktadır. Fakat kış mevsimine düşen yağış oranı ilin Ege Denizi kıyısında, Akdeniz yağış rejiminin etkisini daha fazla hissettirdiği Ayvalık' ta % 49.4, Edremit' te % 48.2 iken, Karadeniz' in etkisini arttırdığı Marmara sahili ve yakınındaki Bandırma' da % 43.1,Gönen' de % 40.7, iç kısımlarda ki Balıkesir' de % 43.2 ve Dursunbey' de % 40.9'dur. İlde yağış tutan veya yağış oranı fazla görünen ikinci mevsim bazı kısımlarda ilkbahar, bazılarında sonbahar mevsimidir. İlin kış mevsiminden sonra yağış tutan veya oranı en fazla ilkbahar mevsimi olan yerler Balıkesir, Burhaniye ve Dursunbey’ dir. Sonbahar mevsimi olan ilçeler ise Ayvalık, Bandırma, Edremit ve Gönen' dir. İlkbahar mevsiminde cephenin iç kısımlarda kısa bir süre oyalanması veya cephe kalktıktan sonra konveksiyon hareketleri yağış oranını az da olsa arttırmaktadır. Balıkesir ve Dursunbey’ de yaz yağışları oranında, Ege sahilindeki istasyonlara göre görülen nispi artışlar, iç kesimlerin etkisinden kaynaklanabilir. Bandırma ve Gönen’ deki yaz yağışları oranındaki artışlar, Karadeniz yağış rejiminin etkisi ile ilgili olabilir. Bununla birlikte ilde genelde hüküm süren yağış rejimi açıklanan bu özelliklere göre; Akdeniz yağış rejimine dahil edilebilir. Araştırma sahasının ovalık alanlarında, yıllık yağış miktarı 500-700 mm civarındadır. (Gönen, Manyas, Balıkesir, Ayvalık, Burhaniye, İvrindi, Kepsut, Bandırma, Bigadiç Ovaları). Ancak yükseltinin artması ile birlikte yağış miktarlarında da önemli artışlar görülmektedir. İldeki ovalık alanlarla bu alanların yanı başında yükselen relief arasında sıcaklık, rüzgar ve nem bakımından ortaya çıkan farklılaşma yağışlar açısından da kendini gösterir. Örneğin: Edremit ovası ile hemen yanı başında yer alan Kaz Dağları arasında toplam yağış miktarı bakımından büyük fark göze çarpar. Edremit Körfezi sahilinde yıllık yağış tutarı 700 mm dolayında iken, bu değer körfezin yaklaşık 15 km kuzeyinde Kaz Dağlarının doruğunda 1500 mm' yi aşar. Yağış ile ilgili özelliklerin belirtilmesinde yağışlı günler sayısı ve yağış şiddetinin de önem taşıdığı bilinmektedir. İlde yağışlı günlerin yıllık ortalama sayısı her tarafta aynı değildir. Bu sayı en fazla 110 gün-Gönen ve en az 63.6 gün-Ayvalık olarak belirlenmiştir. İlin dağlık alanlarında yağışlı gün sayısı daha da artar. Bunun yanısıra; yıllık yağış tutarlarında olduğu gibi, yağış gün sayılarının yıllar arası değişimlerinde de bir düzensizlik vardır. İldeki , yağışlı günlerin aylık ortalama sayısı bakımından en yüksek değerlere, yağışların en fazla olduğu kış aylarında rastlanılır. İlin Aralık ve Ocak aylarında yağışlı günlerin ortalama sayısı tüm istasyonlarda 10-16 gün arasında değişir. Yağışlı günler sayısı tüm ilde Şubat ayından itibaren azalmakta, Şubat' tan Nisan' a kadar olan dönemde 7-13 gün arasında değişen yağışlı günlerin sayısı, giderek azalır. En düşük değerlere, aynı zamanda ortalama yağış miktarının en az olduğu yaz aylarında ulaşır. Temmuz ve Ağustos ayları, en az yağış alan aylardır. Bu aylarda, ildeki yağışlı gün sayısı 0.5 gün ile 3 gün arasında değişmektedir. Sonbaharda başlayan ve kışın maksimuma ulaşan yağış miktarlarında olduğu kadar, yağışlı gün sayılarını arttırmak hususunda da önemli bir rol oynar. Bu durum; ilin tümü için geçerlidir. Yaz mevsiminde değerin düşük olması, yine bu mevsimde ki dinamik koşullardan ileri gelmektedir. İlde kaydedilen günlük maksimum yağışlar , ilde hüküm süren yağış rejimine uygun olarak genelde kış aylarında yüksek, yaz aylarında ise düşük değerler gösterir. En yüksek değerlere, sonbahar aylarında veya hava kütlelerinin taşıdığı mutlak nem miktarının fazla olduğu kış döneminde rastlanmaktadır. Balıkesir ve yakın çevresindeki yerlerde, kar yağışlı günlerin sayısı önemli bir sayıya ulaşmadığı gibi yağan karın erimeden yerde kalış süresi de genelde kısadır. Bununla birlikte Ege sahilindeki Ayvalık, Edremit, Burhaniye ile Marmara kıyısı yakınındaki Bandırma, Gönen ve iç kısımlarda kalan Balıkesir, Dursunbey arasında dikkati çeken farklar vardır. Meteoroloji istasyonlarının verilerine göre Ayvalık, Burhaniye ve Edremit' te kar yağışlı ve karla örtülü günlerin ortalama yıllık sayısı bir günü bulamadığı halde; Balıkesir, Bandırma ve Gönen' de 4-8 gün; Dursunbey' de 13-15 gün kadardır. Bunun ilin yüksek kısımlarında her yıl kış mevsiminde kar yağar ve ortalama olarak 15 günün üzerinde yerde kalabilir diyebiliriz. Ege sahilinde Ayvalık, Burhaniye ve Edremit' te kar yağışı son derece azdır ve toprak üstünde devamlı bir örtü oluşturmamaktadır. Meteoroloji istasyonlarının kayıtlarında da bu yerlere her yıl değil, bazen bir kaç yılda bir karın düştüğünü ve düşen karın yerde önemli bir örtü oluşturmadığı görülmektedir. İlde kar yağışı, soğuk hava kütlelerinin sahayı en çok etkilediği kış aylarında meydana gelmekle birlikte, kar yağışlı günlerin sayısı her yılın iklim karakterine ve o yıl hüküm süren hava şartlarına bağlı olarak değişmektedir. Sonuç olarak, Balıkesir ve yakın çevresinde yağışın zamana ve mekana dağılışında ilde etkili hava kütlelerinin ve fiziki coğrafya faktörlerinin önemli etkisi vardır. İlde yağışın yıl içerisindeki seyri büyük ölçüde cephelerin oluşumu ve hareketlerine bağlıdır. Kışın en yağışlı mevsim olması da Tropikal ve Polar hava kütleleri arasında oluşan cephenin ili bu mevsimde etkilemesinden kaynaklanır. İlkbaharda kutupsal hava kütleleri ve buna bağlı olarak cephe hareketleri etkisini giderek kaybeder ve neticede ilin yağış alma olasılığı da düşer. Yazın ise saha kuru ve stabil hava kütlelerinin etkisiyle kurak bir dönem yaşar. Sonbaharın başından itibaren görülen kısa süreli yağışların, basınç ve hava kütlelerindeki değişmelere uyarak yeniden yağışlı dönem izler. İldeki istasyonların verilerinden anlaşıldığına göre;
Akdeniz iklimi, ilde yağış rejimleri üzerinde etkisini fazlasıyla hissettirmektedir.

BALIKESİR Türkiyedeki Konumu